TÜRKİYE NEDEN OSCAR’A GİDEMİYOR?

Zeynep Kırcalı Yazıyor… (YENİ)
Son dönemlerde Türk sineması büyük bir şahlanışta. Ama neden halen kendimizi kanıtlayamıyoruz? Neden Avrupa ya da Amerika’da adımızı duyuramıyoruz? Neden Oscar’a aday olamıyoruz? Aslında çok kapsamlı, aylarca tartışılabilir bir konuya değiniyorum, farkındayım. Ama halk olarak bu konudan çok muzdaribiz.
Amerikan Sineması, yıllarca uğraş, aldıkları risk ve verdikleri ödün sonucunda, başlı başına bir sektör haline geldi. Dünya çapında en fazla bilinen, önemsenen, izlenen sinema olmayı başardı. Yani kısacası Amerikan Sineması, tüm Dünya Sinemasına hükmetmekte. Bir de İngiltere var, malum… Yüzyıllardır süre gelen, filmlere en iyi konuları oluşturabilecek tarihlerini yabana atmak yanlış olur. Fransa, İtalya, Almanya, İspanya, Norveç, Danimarka gibi birkaç ülke de; Avrupa Sineması adı altında dünya çapında bir sektör olup, kendi yollarında ilerleyebilmeyi başardılar. Tabii bunu belirli standartlara uyup, işlerini önemseyip, büyük riskler alarak başardılar onlar da. Fakat Avrupa Sineması halen daha Amerika tarafından tam anlamıyla kabul edilmiş değil. Örneğin, Oscar ödüllerinde, En İyi Yabancı Film kategorisine, her yıl ülkelerden 100 tane aday gönderilir aday adayı olarak. Adayların açıklanmasına bir hafta kala ilk 9 film açıklanır. Daha sonra son bu 9un içinden yalnızca 5 tanesi gerçekten aday olabilir. Biz, Türkiye olarak, 9 finalistin içine 2008 yılında yalnızca bir kez, Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun filmi ile girebildik. Fakat son 5′e asla giremedik.
Sorun sadece bizde mi? Bizim derdimiz; En İyi Yabancı Film dalındaki 5 aday arasına yalnızca bir kez olsun girebilmek. Diyelim ki girdik. Bu sefer daha fazlasını, ödülü kazanmayı isteyeceğiz. Peki bu ödülü kazananlar ne istiyor? En İyi Film, kategorisinde aday olabilmeyi – ki bu İngilizce olmadığı sürece gerçekten çok zor- ve kazanabilmeyi. Bizim Yabancı film dalında son 5′e girmemiz nasıl bir ütopya ise, yabancı dilde bir filmin de En İyi Film dalında aday olması bir ütopya. Tabii 1993 yılında aday olabilmeyi başaran La Grande Illusion adlı Fransız, Savaş – Dram filmini bunun tamamıyla dışında tutarak yazıyorum bunları. Bir de tarihe geçmiş 5 oyuncuya da değinmek isterim ki, onlar İngilizce yazılmayan rolleri ile Oscar kazanmayı başardılar. Roberto Benigni,Sophia Loren ve Robert De Niro İtalyanca, Benicio Del Toro İspanyolca ve Marion Cotillard Fransızca olmak üzere.
Ünlü Türk yönetmenlerin bazılarının görüşlerine göre, yaptığımız filmler ilgi çekmiyor, sınırlar zorlanmıyor, iyi tanıtım yapılmıyor, yeterince destek verilmiyor, maddi sıkıntılardan dolayı olmuyor, film seçimleri yanlış yapılıyor, ya da Türkiye’nin Oscar politikası yok. Aslında tek tek baktığınızda yanlış değil. Tamam, yanlış değil, ama çözümsüz de değil! Bunu, birkaç En İyi Yabancı Dilde Film ödülünü kazanmış film izleyerek anlayabiliriz. İmkansız değil!
Daha yaratıcı, sınırları zorlamaktan öte aşarak, ilgiyi çekmeyi başarabilecek fikirler, daha orijinal senaryolar, çok daha başarılı ve profesyonel oyuncuların birleşimi gerekli… Amerika’da tanıtım yapıp, lobi faaliyetlerini yönetip, Oscar çalışmalarını büyütmek için ajanslarla anlaşıp, birkaç milyon doları gözden çıkaracak bir yapımcı da çıkacak elbet bir gün… Çünkü “paramız yok” mazereti pek de inandırıcı değil, en azından az çok takip eden ve bilenler için. Ve ne demiştim? Yapanlar yaptı, ama kendilerinden ödün verip, risk alarak yaptılar. Yoğun çalışma ve kayıplarının karşılığını da kat kat aldılar! Bir gün, büyük bir kadro dayanışması, sağlam bir bütçe ve iyi bir tanıtım ile olasılığı artacak bir adaylığı, imkansız kılmamak gerek. Tabii gönderilmek üzere seçilen filmin, “doğru” olması da çok önemli bir şey.
Bu yıl Akademi’ye gönderilen Semih Kaplanoğlu’nun Bal filmini kaçımız izledi? Ya da Takva’yı kaçımız beğendi? Tanıtım ve empoze etmek çok önemli kavramlar. Bir de doğru film seçimi. Bunları en iyi yapan ülkelerin başında, Meksika, İspanya, Almanya, Cezayir, Danimarka ve Yunanistan geliyor. Elbet biz de bir gün bunu başaracağız, ama maalesef, kısa bir vadede Oscar bizim için bir ütopya. Tabii hiçbir şeyin imkansız olmadığını görmezden gelmemek lazım…
2000 yılından beri AMPAS’a aday adayları gönderiyoruz. Listemiz de bu:
- Kaç Para Kaç (2000) Reha Erdem
- Büyük Adam Küçük Aşk (2001) Handan İpekçi
- 9 (2002) Ümit Ünal
- Uzak(2003) Nuri Bilge Ceylan
- 2004′te başvurular erkene alındığı için başvuru tarihi kaçırıldı
- Gönül Yarası (2005) Yavuz Turgul
- Dondurmam Gaymak (2006) Yüksel Aksu
- Takva (2007) Özer Kızıltan
- Üç Maymun (2008) Nuri Bilge Ceylan
- Güneşi Gördüm (2009) Mahsun Kırmızıgül
- Bal (2010) Semih Kaplanoğlu






























