Devrim Tek Bir Kibritle Ateşleniyor

Arap dünyasındaki intihar dalgasının nedeni din değil siyaset.
Sıradan bir insanı, kendini yakarak ölmeye sürükleyen şey nedir? Muhammed Bouazizi adlı işsiz Tunuslunun, 17 Aralık’ta üzerine tiner döküp kibriti yakmasının ardından bu soru Arap dünyasında ve başka yerlerde tekrarlandı. Bouazizi’nin en sonunda ülkenin despot liderini alaşağı edecek sokak çatışmalarını başlatan ümitsiz eylemi Mısır, Cezayir ve Moritanya’da kendini yakan bir düzineye yakın kişiye esin kaynağı oldu.
Kendini yakma vakaları, dehşet ve merak uyandırdı. Kimi Arap yorumcular bu insanları yeni bir Ortadoğu’nun kahraman şehitleri olarak överken, kimileri de kınadı. Ancak siyasi protesto amacıyla kendini yakmak yeni bir olgu değil. Vietnam Savaşı sırasında, 1963′te Saygon’da kendini yakarak ölen Budist keşiş Thich Quang Duc’u ve tuhaf şekilde hareketsiz ve sakin duran, alevler içindeki vücudunun korkunç görüntüsünü çoğu kişi anımsar. Savaş şiddetlenince çok sayıda rahip aynı yolu izledi. Avrupa’da ise, ülkesinin Sovyet işgaline uğramasından birkaç ay sonra 1969′da Prag’da kendini yakan 20 yaşındaki Çek vatandaşı Jan Palach, Komünizme karşı mücadelenin şehidi olarak hatırlanır.
Daha az bilinen protestocular Tibet, Hindistan ve Türkiye gibi yerlerde alevler içinde öldü. Çin’deki Budist rahipler, en az bin 600 yıldır kendilerini yakıyor. Son kendini yakma eylemlerinde yeni olan şey, belki de bunların son derece etkili olması. Sokakta meyve satan Bouazizi, meyvelerine el koyan yetkililerin bunları geri vermeyi reddedip dayak atması üzerine, belediye binası önünde kendini yaktı. Bouazizi şimdi Cumhurbaşkanı Zeynel Abdin Bin Ali’yi, 23 yıllık otoriter yönetiminin ardından ülkeden kaçmaya zorlayan devrimin ateşleyicisi olarak görülüyor. Bouazizi’yi taklit edenler, yolsuzluğun ve boğucu baskı rejimlerinin yöneticilerle halk arasında aynı büyük uçuruma neden olduğu Arap ülkelerinde benzer isyanlar çıkarmayı umuyor.
Tunus hükümetinin devrilmesinin ardından, Salı günü binlerce Mısırlı gösterici ülkenin her yerinde sokaklara döküldü. Hükümet karşıtı liderler bunu, “devrim günü” olarak adlandırdı. Bouazizi ve onu örnek alanlar hakkındaki ateşli tartışmanın, en azından Batılılar açısından çarpıcı bir yönü, dinin nispeten ortalarda gözükmemesi. Kendini yakan Arap göstericilerin, daha ziyade sosyal ve ekonomik zorluklara duydukları öfkeyle hareket ettikleri görülüyor. Faslı siyaset uzmanı Tarık Tlaty, “İnsanların cesur bulduğu bu eylemciler, kendilerini tanımlarken çoğu kez ‘intihar’ veya ‘şehit’ sözcüğünü kullanmıyor.
Onlar kendilerini ‘fedakâr’ olarak niteliyor ve bir ‘ayaklanma’dan bahsediyor. Bu, dini bir söylem değil” diyor. İçlerinde birçok din adamının da bulunduğu kişi, eylemlere karşı çıkıyor. Sünni Müslümanların en eski ve saygın eğitim merkezi konumundaki Kahire El Ezher Üniversitesi, bu ay yayınladığı fetvada, intiharın protesto amacıyla yapılsa bile İslam’a aykırı olduğunu tekrar vurguladı. Kendini yakmakla ilgili buna benzer bir tartışma, Budistler arasında sıkça yaşanıyor. Çoğu Budist uzman, intiharın kendi dini gelenekleriyle bağdaştırılamayacağını söylüyor. Ancak California Üniversitesi Berkeley Budizm Çalışmaları Merkezi Başkanı Robert Sharf, Çinli ve Koreli Budistler arasındaki çileci bir gelenekte, parmakları yakmaktan kendini yakmaya kadar uzanan acı verici davranışlar olduğunu belirtiyor.
Sharf, “Bedenin tümünün yakılması, yalnızca dini bir eylem olarak nadiren gerçekleştiriliyor. Bu çoğu kez, aynı zamanda bir siyasi protesto biçimi. Örneğin Çin tarihinde, rahipleri görevden almak gibi Budizm karşıtı devlet politikalarını protesto etmek amacıyla buna sıkça başvuruldu” diyor. Kendini yakanların aslında neyi amaçladıklarını anlamak genelde imkânsız. Thich Quang Duc’un 1963′teki kendini yakma eylemine nasıl baktığı konusunda tartışmalar var. Güney Vietnam hükümetinin Budist keşişlere yönelik muamelesiyle ilişkili bu protesto eylemi, en azından kısmen dini bir niteliğe sahip olabilir.
Başka vakalarda ise siyaset, kişisel ümitsizliğe veya sevilen birisine karşı duyulan öfkeye bahane olabiliyor. Amacı ne olursa olsun, intihar bazen hastalık gibi yayılır. Özellikle de medyada geniş biçimde yer alınca. San Diego’daki California Üniversitesi’nden Sosyolog David P. Phillips 1974′te yayınladığı çalışmada, medyanın üzerinde çok durduğu vakalardan sonra intiharlarda ani artışlar olduğunu gösterdi. Tunus bu konuda korkunç kanıtlar sundu. Başlamasında rol oynadığı devrimin başarılı olduğu düşünülürse, Bouazizi Ortadoğu’nun her yerinde daha fazla alevli ölümlere yol açabilir.






























