Türkiye Bölünüyor!

Armağan Yılmaz Yazıyor… (YENİ)
Bugün şu son yumurta olaylarını yazıcaktım ama Türkiye’deki son gelişmeler görmezden gelinecek gibi değil. Malum, son günlerin moda konusu BDP’nin kaşımaya devam ettiği “Özerklik” meselesi.
Biraz hafıza tazeleyelim önce.
Bundan 5 yıl önce özerklik diye birşey söz konusu değildi. PKK her daim terör örgütüydü. Ve bölücüydü tabiki. 5 senede neler değişti? Önce hapisteki teröristi çıkarıp milletvekili yaptık, sonra el çabukluğuyla kanunu değiştirip terörist sözcülerini affettik, haburdan gelen teröristleri davul zurnayla karşıladık, mahkemelerini çadırda yapıp salıverdik. Sonra sırasıyla PKK’nın ve onun sözcüsü BDP’nin taleplerini bir bir yerine getirdik. Sonra insan öldüren, polise molotof atan, devlet kurumlarını yakıp yıkan, sözde çocukları affettik. Daha sonra birden bire terörist başı ile görüşmeler dillendirilmeye başladı. Demokratikleşiyoruz ya. Devlet, terörist başıyla görüşmeye başladı. Terörist başı İmralı’dan direktifler yağdırdı, hükümet ve BDP el ele uygulamaya koyuldu. Hatta PKK ile ateşkes anlaşması bile yapıldı. Dağda teröristler duruyor, her geçen gün serpiliyor, güçleniyor, şehirlere sızıyor, örgütleniyor, para kazanıyor biz ise ateşkes yaptık diye izliyoruz.
Tv’lerde boy gösteren çanakçılar var birde. Bunlarda zemini en güzel şekilde hazırladı. Neydi söylem: “bakın PKK ateşkes ilan etti”. Hatta askerlerin şehit olduğu eylemleri, Taksim’deki canlı bombayı PKK’ya yükleyemez olduk. Yok canım derin devletin işidir dediler. Olmadı Ergenekon’un. Ama PKK yapmaz. Doğru ya 30 senedir hiç yapmadı, şimdi neden yapsnı. PKK’yı da akladılar böylece. Hatta 10 sene önce olan eylemleri bile PKK’dan aldılar, Ergenekon’a verdiler.
Ve şimdi Türkiye neyi konuşuyor ve tartışıyor… “Özerklik”
Bugün ortaya çıktı özerkliğin ne olduğu. Türkiye’nin Güneydoğu’sunda kurulacak, adı Kürdistan olacak, kendi bayrağı ve dili olacak, kendi savunma güçleri olacak ve kendi ekonomisi olacak. Özerklik buymuş. Yani demiyorlarki biz bölünüyoruz, yeni bir devlet kuruyoruz.
İnanılır gibi değil tüm bu olanlar. Ama gerçek. Ok yaydan çıktı artık. Buna çanak tutan, açılım projesiyle PKK’nın başını okşayan, Güneydoğu’dan oy alacağım diye neredeyse PKK ile bölge paylaşan hükümet, ülkenin geldiği bu günlerin 1 numaralı sorumlusudur. Daha birkaç gün önce Başbakan, CHP liderine kızıyordu sen Güneydoğu’ya gidemiyorsun diye. Korkuyorsun diye. Gerçekten inanılmaz. Bir ülkenin bırakın muhalefet liderini, bir vatandaşı ülke sınırları içerisindeki bir bölgeye gidemiyorsa bunun sorumlusu bizzat o ülkeyi yöneten hükümettir. Başbakan’a çok sormak isterdim. Sen nasıl gidiyorsun Güneydoğu’ya? Kimi suçlayalım? PKK’yı mı, BDP’yi mi, yoksa Öcalan’ı mı? Onların ne olduğunu bilmiyormuyduk zaten. Ne istediklerini bilmiyormuyduk. 30 senedir binlerce insanı öldüren ve bunu da güya bir sorundan yola çıkarak yaptığını söyleyen bir terör örgütüne ve onun sözcülerine söyleyecek ne sözümüz olabilirki. Onlar zaten böyle. Ya hükümet?
Kürt sorunu diye her isteğe, her eyleme boyun eğen, yumurta atan gençleri öldüresiye dövdürüp, molotof atanların başını okşayan bu hükümet ve onun politikaları değil mi bizi bu günlere getiren? Serap’ı ne çabuk unuttuk. İstanbul’da belediye otobüsüne atılan molotof kokteyili ile yanarak feci şekilde can veren, daha çocukluk çağında aramızdan ayrılan Serap’ı.. Hadi Serap’ı unuttuk. Ya 30 yılda verilen binlerce canı. Askere güle oynaya giderek cenazesi dönen binlerce genci. Alışverişe gidip evine dönemeyen binlerce Türk vatandaşını. Ne çabuk unuttuk onları? Ne söyleyeceğiz şimdi o annelere babalara? O eşlere o evlatlara ne söyleyeceğiz?
Çocuklarınız boşuna öldü mü diyeceğiz? Biz zaten bu ülkenin bölünmesine izin verecektik. Biz zaten Öcalan’la görüşecektik. Biz zaten PKK’yı ve onun sözcülerini muhatap alacaktık mı diyeceğiz? Ya da dişinden tırnağından arttırarak, evlatlarını büyüten sonra toprağa veren anne babalara alışın buna mı diyeceğiz? Ya da babası PKK tarafından katledilen çocuğa ne diyeceğiz büyüdüğünde. Benim babam nerede dediğinde ona ne söyleyeceğiz? Senin baban hiç yoluna öldü çocuğum mu diyeceğiz?
Birde akıl hocaları var hükümetin. Amerika’dan, Avrupa’dan ithal. Diyorlarki, biz buna benzer sorunları böyle çözdük, Türkiye’dekini de böyle çözeriz. Hangisini çözdünüz? IRA’yı mı ETA’yı mı? Siz çözdüğünüz için iki tane İrlanda var. Siz çözdüğünüz için İspanya devlet içinde devleti yaşıyor ve bölünmek üzere. Siz çözdüğünüz için Filistin hala bu durumda. Şimdi Türkiye’yi de çözün hadi.
Öyle ya demokratikleşiyoruz. Aslında bu demokratikleşme 1992 yılında başladı, yeni birşey değil bu. O günün hükümeti PKK’ya bir öneri yaptı. Dediki böyle olmuyor. Sen bir komünist örgütsün. Bu bayrağındaki orak çekici çıkar. Yoksa büyüyemezsin, amacına kavuşamazsın ve tabiki yardım da alamazsın diğer ülkelerden.PKK’da aynen öyle yaptı. Hatta o dönemin hükümeti birşey daha yaptı. Tüm gücüyle PKK’yı ablukaya alan, Irak’ın kuzeyinde sıkıştıran ve bir darbede yok etmek üzere olan Türk ordusuna ‘duuurrrrrrr’ dedi. Ve ne rastlantı ki bugünkü hükümet, o günküyle aynı temelleri paylaşıyor. 1992′ye kadar bölünme gibi birşeyi savunmayan komünist örgüt birden bire Kürt Milliyetçisi kimliğine büründü. Düşünün. İki zıt kutup. Anya’dan Konya’ya geçti. Ve o gün bugündür bu amaç doğrultusunda hem Avrupa’dan, hem Amerika’dan, hem de içerideki düşmanlardan yardım aldı. Serpildi. Gelişti. Ve bu güne geldi. Şimdi bakın Türk televizyonlarında ne konuşuluyor, neye alıştırılıyoruz, artık neler bize normal geliyor?
Gerçekten çok üzgünüm ve hayal kırıklığı içindeyim. Türkiye adım adım bölünmeye ve iç savaşa sürükleniyor ama hala bizi yönetenler bunu göremiyor veya görmüyor. Tabiki hükümetin tamamı bu durumdan sorumlu değil. Örneğin hükümet içinde hala duyarlı olan, vatanını milletini seven ve gerçeğin farkında olan milletvekilleri var. Bakanlar da. Hatta birde Meclis Başkanımız var. Aslına bakarsanız Cumhurbaşkanımız da var. Ama o bu aralar konuşmamayı tercih ediyor. Hükümetle karşı karşıya gelmeme derdinde sanırım.
Çok acıdırki ben bu yazının benzerini birkaç ay önce yazmıştım. Demiştimki bu bir plan ve uygulamaya koyuldu. Önce Irak’ın Kuzeyi bağımsız olacak, sonra içimizdeki İrlandalılar buna çanak tutacak ve final: “bizimkiler de onlara katılacak”. Aynen bu oluyor işte. Irak’ın kuzeyini kendi ellerimizle kalkındırıyoruz. Kendi ellerimizle yatırımları götürüyoruz. Ne için peki? Hadi bir an önce bağımsız devlet olun diye. Bunun adımlarını attılar zaten. Artık o bölgede çıkan petrolü bizzat Irak’ın kuzeyindeki yönetim kontrol ediyor. Bunların hepsi rastlantı mı? İki dil, ateşkes, özerklik, yeni bayrak, öz savunma gücü vs..
Aranızda hala bunlara rastlantı diyen varsa, hala Türkiye’ye birşey olmaz diyen varsa buyursun izlemeye devam etsin…






























